9 C
Diyarbakır
Salı, Kasım 24, 2020

Şiddet-taciz tecavüz erkek sorunudur

Okumalısınız

43 yaşında olmak!

Rohat BARAN- Hız ve yaratıcı düşüncenin, esneklik ve kapsayıcılığın giderek daha önemli hal aldığı bir süreçten geçiliyor. İletişim, etkileşim toplumsal...

Din-inanç ve ateizm-ateistlik konusuna materyalist-maddeci bakış açısı

Kemal SOBE- İnanç meselesi herkesin bildiği ve yaşadığı gibi din konusudur. Allah ise herkesin düşündüğü ve bildiği gibi herşeyi var...

Hırsızlar Rejimi TayyıpKleptokrasi

Sema ÇELİKBİLEK Kleptokrasi, bir ülkede iktidarı ele geçiren bir ailenin ya da siyasal veya dini grubun, o ülkenin kaynaklarını sistemli...

Rûken Cemal

Üçüncü dünya savaşı koşullarında yaşananlar, uygulanan yöntemler faşizmin cinsiyetçi dilini bütün açıklığıyla yansıtmaktadır. Özellikle kadın ve çocuklara yönelik yükselişe geçen şiddet dalgası, sıradan olaylar gibi normal bir ifadeyle sunmak insanlık adına en büyük suçtur. Toplumun bel kemiğini oluşturan kadınlar ve geleceğimizin ifadesi çocuklara karşı gelişen yönelimler kesinlikle sıradan değildir. Neredeyse her gün bir yenisi eklenen kadın cinayetleri, taciz, tecavüz ve çocuk kaçırma olayları, günlük yaşamın bir rutini haline gelmiş. İnsanın, insanlığından utanadığı bu durum karşısındaki sessizlik, vicdanların nasıl yerlerde süründüğünün temel kanıtıdır. Yaşanan bu gerçekliğe rağmen insanlıktan, demokrasiden, insan haklarından ve özgürlükten bahsetmek bir aldatmacadan öteye gitmez. Neyin insanlığı, neyin özgürlüğü, neyin demokrasisi…. Herkesin bir kaç saat durup insanlığımızın ne duruma düştüğünü düşünmesi gerekiyor. Bu şartlara tanıklık ederek hiç bir şey olmamış gibi günlük yaşamına (eğer buna yaşam denilecekse) devam etmek kadar utanılası bir durum olamaz.

Önderliğimiz neredeyse bütün savunmalarda “kadının özgürlük düzeyi yaşadığı toplumun özgürlük düzeyidir” tespitini ısrarla tekrarlamaktadır. Bu tespit işin özünü teşkil etmektedir. Kapitalist modernist güçler de bunun farkındadır. Bu nedenle en fazla yöneldikleri alan kadın alanıdır. Kadına yönelik şiddeti geliştirirken de bunu sanki adli bir vakaymış gibi özenle sunmaktadır. Bizler bunu iyi bilmeliyiz ki, kadına yönelik şiddet ve tecavüz adli-münferit değil, politik ve stratejiktir. Tarihin her aşamasında kadına yönelik geliştirilen yaklaşımlar politik olmuştur.

Fakat, topluma sunulurken kullanılan argüman ve enstrümanlar çeşitlilik göstermektedir. Özellikle her gün tekrarlanan ve neredeyse toplum tarafından özümsenen kimi kavramlar ciddi tehlikeleri içinde taşımaktadır. Bu tehlikeler salt havuz medyası ile sınırlı kalmamaktadır. Dil zihinlerin dışa vurumu, tezahürüdür. Zihniyet ve düşüncemiz neyse kullandığımız dil ve geliştireceğimiz pratik de bunun eylemleşmiş hali olacaktır. Kullanılan dilin cinsiyetçiliği ince yöntemlerle yaygınlaştırılarak toplumu esir alırken, bunun farkında olmayan bir dil ve ruh hali ortaya çıkmaktadır. Yaptıklarının farkında olmayan bir toplumun yapacağı ve geliştireceği pratiğin de bir anlam ifade etmesi düşünülmez.

Son yıllarda neredeyse bütün özel kanalların ilk on beş dakikalık haber sunumları kadına yönelik şiddeti topluma dayatacak tarzda hazırlanmaktadır. “kıskançlık krizini geçiren erkek sevgilisini bıçakladı”, “ boşanmak isteyen kadın kocası tarafından öldürüldü”, “ ekonomik sorunlardan kaynaklı cinnet getiren erkek eşini kafasından vurarak öldürdü”, “karısıyla tartışırken öfkelenen koca karısı öldürdü”, “evinin önünde oynayan kız çocuğu kaçırılarak cinsel istismara uğradı”, “halk otobüsünde şort giyen genç kız tahrik ediyor gerekçesiyle saldırıya uğradı” vb. haberler neredeyse günlük olarak üretilmekte ve teşvik edilmektedir. Adeta bu yöntemle bütün erkeklere basın yoluyla çağrı yapmakta ve kadın etrafındaki şiddet sarmalını geliştirmektedir. Bu tür haberleri dinleyen anneler, kadınlar kendilerinin ve çocuklarının güvende olmadığı duygusunu derinden hissederek yüreklerine korku salınırken, aynı yolla erkek aklına da seslenerek cinsiyetçi erkek rolüne sahip çıkarak kadına hükmetmesi, eğer boyun eğmiyorsa şiddet uygulayarak teslim alınması teşvik edilmektedir. Bu politika özenle ve sistematik bir tarzda kurgulanıp uygulanmaktadır. Dikkat edilirse, havuz medyası erkeğin işlediği katliam ve cinayetleri tanımlarken, neredeyse masumlaştıracak ve ya aslında erkek çaresiz kaldığı için yapmış algısını yaratmaktadır. Kıskançlık, öfke, tahrik vb. duygular sanki öldürme ve şiddeti uygulamak için meşrulaştırıcı bir noktaya getirilmektedir. Bu da yetmiyor, kadına ve çocuklara yönelik sistematik bir tarzda uygulanan tecavüz, havuz medyası tarafından “istismar” kavramıyla ifadelendirilerek yumuşatılmaktadır. Bu tür tanımlamalar caydırıcılıktan ziyade tam tersine tecavüzcü zihniyete cesaret vermektedir. Kıskançlık, tahrik, öfke ve istismar gibi kavramlar günlük hayatımız içinde herhangi bir şeyi tanımlarken veya ifadelendirirken kullanılabilen kavramlardır. Ama tecavüz ve şiddet gibi insanlık onurunu çiğneyen ve katliamcı suç pratiklerini öyle tanımlamak kesinlikle politik amaç taşımaktadır. Bu dil hedefli ve tasarlanmış bir dildir. Özellikle son süreçlerde tecavüz haberlerinin çok yaygınca verilmesi ve bunun salt kadınlarla sınırlı kalmayıp çocuklara kadar vardırılması ve sonradan da katledilmesi bunu göstermektedir.

Bu tür durumlarda kullanılan dil kadar haberi topluma sunuş biçiminde bir amaca yönelik ve politiktir. Yaşanan bu duruma da “kadın sorunu” denilerek sapma hali en zirveye çıkartılmaktadır. Hem tecavüze uğrayan kadın, hem de sorun olan yine kadın. Yani her türlü suçlu olan dolayısıyla ne hali varsa görsün olan kadın oluyor. Bizim bu sapma halini çok iyi ortaya koyarak tutum almamız gerekiyor. Bu tam da kıyametin koparılması gereken noktadır. Nasıl oluyor da tecavüz ve tecavüzcü erkek zihniyeti sorun olarak görülmüyor da sorun kadın sorunu oluyor? Öyle bir hale getirilmiş ki taciz ve tecavüze karşı sadece kadın tavır koymalıdır. Oysa ki taciz –tecavüz erkek sorunudur. Her şeyden ve herkesten önce kendine devrimci ve demokrat tanımlaması yapan bütün erkeklerin yaşanan bu duruma en sert ve keskin mücadeleyi vermesi gerekir. Aksi durumda ne devrimciliğinin ne de demokratlığının inandırıcılığı kalır. Demokratik ve ahlaklı bir toplumda ve onun her bir bireyinde buna karşı tutum almamak düşünülemez. Tam da kıyametin koparılması gereken bir husustur. Çünkü bu toplumu toplum yapan öz değerine saldırıdır, onurunu çiğnemedir. Eğer bu durum bir onur meselesi olarak ele alınıp kadınıyla erkeğiyle bütün toplum dinamikleriyle amasız, fakatsız tutum alınmazsa ve bu sadece bir cinsin sorunuymuş gibi özünden saptırılırsa bu sorunun ortağı olmaktan başka bir anlama gelmez. Böylesi bir tutum için kadınlardan önce erkeğin bunu kendi sorunu olarak görmesi ve ayaklanması gerekir. Nitekim öyledir; yani erkek sorunu, erkeğin sapma hali, kadın toplumsallığı şahsında bütün topluma kadın kırım-katliam zihniyetini dayatma sorunudur.

Kendi toplumsal gerçekliğimize dönüp bir bakmamız lazım. 21. yüzyılda sözüm ona kadın erkek eşitliğinin tartışıldığı ve görece erkeğin kendini demokrat gösterdiği durum kesinlikle çokça eleştirdiğimiz ve geri gördüğümüz önceki toplum gerçeğinden daha geri bir durumdadır. Bundan on-on beş yıl öncesine kadar, bir köyde veya ilçede bir erkek bir çocuğa veya kadına yönelik tecavüz suçu işlediğinde toplumun bireyleri o kişiyi içinde barındırmaz, kendisiyle konuşmaz yüzüne bakmazdı. Bu ahlaki bir tutumdu. Toplum ahlakına ters düşen birinin o topluma aidiyeti kalmazdı. Dolayısıyla toplum dışına çıkartılırdı. Bu tavır erkeğin kendine çeki düzen vermesini, toplumsal gerçekliğe ters düşmemek için oto kontrolünü sağlamasını beli düzeylerde getiriyordu. Gel gör ki günümüz gerçekliğinde sözde demokrasi, özgürlük ve birey hakları adına yirmi dört saat pompalanan ahlaksızlığa karşı kör ve sağırlara oynanılıyor. Evet, bu gerçekten de zihinsel körlüktür, kötülüktür, insani duygudan yoksunluktur. Zihinsel körlüğü yaşayan bir toplum ve bireylerinden demokratik, ahlaki ve kadın özgürlükçü bir tutum çıkmaz.

Kaynak: https://pajk.org/tr/

En Çok Okunanlar

Ateşin Çocukları İnisiyatifi’nden yakma

Ateşin Çocukları İnisiyatifi, 21 Kasım günü gerçekleştirdikleri yakmalara ilişkin açıklama yaptı. Ateşin Çocukları İnisiyatifi, 21 Kasım günü Balıkesir Edremit, Bursa,...

HPG, Beytüşşebap Devrimci Operasyon şehitlerini andı

HPG BİM, Beytüşşebap’ta 2015 yılı Eylül ayında şehit düşen Devrimci Operasyon şehitlerini andı. HPG Basın İrtibat Merkezi (BİM) Şırnak’ın Beytüşşebap...

Gerilla TV, Xantur’daki eylemin görüntüsünü yayınladı

HPG/YJA Star gerillaları Cenga Heftanin Devrimci Hamlesi kapsamında, işgalci Türk ordusuna darbe üstüne darbe vuruyor. Gerilla TV, 21 Haziran günü Heftanin...

Girê Tepesi Karakolu’na yapılan eylemin görüntüleri

Gerilla TV, 20 Ekim’de Şehit Delal Amed Hava Savunma Birlikleri’nin Hakkari’nin Çelê ilçesindeki Girê Tepesi Karakolu’na yönelik düzenlediği eylemin...

Xantur eyleminin görüntüleri yayınlandı

Gerilla TV, 1 Kasım’da HPG gerillalarının İşgalci Türk ordusuna yönelik Xantur’a bağlı Xaç Tepesi’nde konumlanan askerlere yönelik düzenlediği eylemin...

‘Xantur’da gizli birlik vuruldu, 1 işgalci cezalandırıldı’

HPG BİM, Cenga Heftanin Devrimci Hamlesi kapsamında 21 Kasım günü Xantur’daki Suikast Tepesi’nde araziye konumlanan bir gizli birliğin hedeflendiğini...

43 yaşında olmak!

Rohat BARAN- Hız ve yaratıcı düşüncenin, esneklik ve kapsayıcılığın giderek daha önemli hal aldığı bir süreçten geçiliyor. İletişim, etkileşim toplumsal...

HPG Zap’ta şehit düşen Partizan Semsur’u andı

HPG Basın İrtibat Merkezi (BİM), HPG gerillası Partizan Semsur’un işgalcilere karşı fedai bir tarz ve büyük bir kahramanlık örneği...

En Son Paylaşılanlar